“Işık, sanat eserinin sessiz küratörüdür.”

Müze Aydınlatma Tasarımı: Algı, Koruma ve Deneyim Üzerine Notlar
Afrika’da hayata geçirilecek bir müze projesi için teklif dosyası hazırlarken, yıllar önce gerçekleştirdiğim özel bir projeyi hatırladım: 2012’de Bramantino resim sergisi için üstlendiğim aydınlatma tasarımı. Bu proje, 15 yıllık mesleki kariyerimdeki yaklaşımlarımı şekillendiren önemli dönüm noktalarından biri olmuştu.
Yıllar içinde dünyanın birçok ülkesinde müze gezme şansım oldu. Ancak 2011 yılında Louvre Müzesi’ni ziyaret ettiğimde, ışığın ne denli önemli olduğunu bir kez daha fark ettim. Bazı eserlerin yüzeyinde oluşan yoğun yansımalar, detayları algılamayı güçleştiriyordu. Bu durum, ışığın yalnızca mekanı değil, ziyaretçinin deneyimini de tasarladığını bana tekrar hatırlattı. Ve işte tam da bu nedenle, Bramantino sergisi benim için yalnızca bir tasarım süreci değil, aynı zamanda bir ışık manifestosu gibiydi.

Çocuğa Tapınmak – Bramantino Milano 2012
🎯 Sanat Eserleri Aydınlatmasında Dikkat Edilmesi Gereken Temel Kriterler
Müze ve sanat galerilerinde aydınlatma tasarımı yapılırken göz önünde bulundurulması gereken çok sayıda teknik ve estetik kriter vardır. Bu yazıda, Bramantino projesinde edindiğim tecrübeler ışığında, sanat eserleri aydınlatmasında hâlâ geçerliliğini koruyan temel prensipleri paylaşmak istiyorum.
UV (Morötesi) ve IR (Kızılötesi) Filtreleme
Sanat eserlerinin uzun vadeli korunması için UV (morötesi) ve IR (kızılötesi) ışınım yayan kaynaklardan uzak durulmalıdır. Kaliteli LED teknolojileri bu konuda güvenli bir alternatif sunar, ancak her LED uygun değildir. Bu yüzden aydınlatma tasarımcısı olarak kullanılan ürünlerin teknik özelliklerini dikkatle incelemek şarttır.
İdeal Aydınlık Seviyeleri
Özellikle hassas materyaller (kağıt, tekstil vb.) için 50 lux gibi düşük aydınlık seviyeleri önerilir. Bu, ortamın karanlık olması anlamına gelmez; doğru yönlendirilmiş ışık ile hem eser vurgulanır hem de korunur.
Renksel Geriverim (CRI ve TM-30)
Sanat eserlerinin gerçek renklerinin algılanabilmesi, izleyici deneyimi açısından kritik öneme sahiptir. Yüksek CRI değerine sahip ışık kaynakları ya da TM-30 gibi daha gelişmiş sistemlerle renk doğruluğu sağlanmalıdır. Aksi takdirde, eserler soluk ya da farklı tonlarda algılanabilir.
Parlama ve Yansıma Kontrolü
Işığın esere geliş açısı, detayların algılanmasını doğrudan etkiler. Özellikle cam koruma altında bulunan eserlerde yansıma ve parlamaların kontrol edilmesi, izleme kalitesini artırır.
Esnek ve Akıllı Aydınlatma Sistemleri
Müze sergileri zamanla değişiklik gösterebilir. Bu nedenle kullanılan aydınlatma sistemlerinin modüler ve esnek olması gerekir. DALI, DMX gibi kontrol sistemleri sayesinde farklı sahnelere göre ışık senaryoları tanımlanabilir. Böylece her esere özgü bir atmosfer yaratmak mümkün olur.


Sonuç: Işık, Eserin Sessiz Küratörüdür
Sanat eserlerinin korunması ve doğru bir şekilde sunulması, her aydınlatma tasarımcısının temel sorumluluğudur. Müze aydınlatma projelerinde ışık; yalnızca mekânı aydınlatan değil, aynı zamanda eserin hikâyesini anlatan, onu geleceğe taşıyan sessiz bir küratör gibi davranmalıdır.
Bramantino sergisi bana şunu öğretti: Doğru ışık, bir eseri görünür kılar, ona ruh katar; ama asla önüne geçmez. Müze projelerinde her zaman bu anlayışla çalışıyor, sanata duyduğumuz saygıyı ışıkla görünür kılıyoruz.