WELL Blog
Işık, algı ve mekân deneyimi üzerine notlar
Hormonal Sistem, Sirkadiyen Ritim ve Aydınlatma İlişkisi

Hormonal Sistem ve Sirkadiyen Ritim Nedir?
Hormonal sistem ve sirkadiyen ritim, vücudun 24 saatlik biyolojik saatine göre çalışan düzenleyici mekanizmalardır. Işık koşulları; melatonin, kortizol, serotonin ve dopamin gibi hormonların salgılanmasını doğrudan etkileyerek uyku düzeni, ruh hali, metabolizma ve enerji dengesi üzerinde belirleyici rol oynar.
Hormonlar; uyku-uyanıklık döngüsü, beslenme ihtiyacı, kas hareketleri gibi biyolojik süreçlerin yanı sıra mutluluk, enerji, depresyon, stres, kaygı ve motivasyon gibi duygusal tepkileri de koordine eder. Aynı zamanda sirkadiyen ritim de hormonlar aracılığıyla yönetilir.
Bireysel alışkanlıklar, aktivite düzeyi, yaşam tarzı, kronik stres ve çeşitli hastalıklar hormonal dengeyi etkileyebilir. Bununla birlikte ortam ısısı, hava kalitesi ve özellikle ışık koşulları hormonal sistem üzerinde doğrudan etkilidir.
Sirkadiyen Ritim ve Aydınlama İlişkisi
Işık koşulları ve sirkadiyen ritme bağlı olarak etkilenen dört temel hormon:
- Kortizol
- Dopamin
- Serotonin
- Melatonin
Ayrıca çocuklarda büyüme hormonu salgılanması kaliteli uyku ile yakından ilişkilidir. Bu nedenle çocukların uyku saatleri ve uyumadan önce maruz kaldıkları ışık koşulları büyüme hormonu fonksiyonunu etkileyebilir.
Kortizol: Stres Hormonu ve Kardiyovasküler Risk
Kortizol, stres hormonu olarak bilinir ve vücudun “savaş ya da kaç” yanıtını düzenler. Gece yarısı en düşük seviyelerde olan kortizol, sabah uyandıktan sonraki 1–2 saat içinde doğal gün ışığının etkisiyle yükselir. Bu durum sağlıklı bir sirkadiyen ritmin parçasıdır.
Gün ışığındaki mavi dalga boyu kortizol salınımını destekler. Ancak uzun süre yoğun, soğuk beyaz veya mavi ağırlıklı ışığa maruz kalmak kortizol düzeyinin gereğinden fazla yükselmesine neden olabilir.
Sürekli yüksek kortizol düzeyleri:
- Kan şekerinde artış
- İnsülin direnci
- Hipertansiyon
- Kronik stres
- Anksiyete
gibi durumlarla ilişkilendirilebilir.
Kortizol Düşüklüğü ve Yüksekliğinin Klinik Etkileri
Adrenal bezler yeterli kortizol üretmediğinde adrenal yetmezlik gelişebilir. Bu durumda halsizlik, kilo kaybı, mide-bağırsak sorunları, kas krampları ve özellikle ayağa kalkarken tansiyon düşüklüğü görülebilir.
Kortizolün kronik yüksek olduğu durumlarda ise:
- Kilo artışı
- Karın bölgesinde yağlanma
- Ciltte çatlaklar
- Kemik yoğunluğunda azalma
- Yüksek tansiyon
- Kan şekeri artışı
gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Bu tablo bazı hastalarda Cushing sendromu ile ilişkilidir.
Adrenalin ve kortizolün ani yükselmesi kan basıncında hızlı artışa ve kalp atım hızında yükselmeye neden olabilir. Özellikle önceden damar hastalığı bulunan bireylerde bu durum kalp krizi riskini artırabilir. Ancak tek başına kortizol eksikliği doğrudan kalp krizine neden olmaz; risk daha çok kronik stres ve mevcut kardiyovasküler faktörlerle ilişkilidir.

Dopamin: Motivasyon ve Öğrenme Hormonu
Dopamin, beynin ödül sistemini düzenleyen temel bir nörotransmitterdir. Yeme, içme ve başarı gibi yaşamsal ve psikolojik ihtiyaçlar karşılandığında dopamin devreye girer ve kişinin kendini iyi hissetmesini sağlar.
Aynı zamanda:
- İstemli kas hareketlerini kontrol eder
- Öğrenme süreçlerini destekler
- Odaklanma ve hafızayı güçlendirir
Bu nedenle dopamin düzeyleri öğrencilerin akademik performansını da etkileyebilir.
Dopaminin yetersiz salgılanması Parkinson hastalığı, depresyon ve dikkat eksikliği ile ilişkilendirilirken; aşırı dopamin aktivitesi bazı psikiyatrik bozukluklarla bağlantılı olabilir.

Serotonin: Ruh Halinin Düzenleyicisi
Serotonin, “mutluluk hormonu” olarak bilinen ve bireyin kendini enerjik ve dengede hissetmesini sağlayan biyokimyasal bir maddedir.
Serotonin doğrudan alınamaz; besinler aracılığıyla alınan triptofan aminoasidi kullanılarak beyinde sentezlenir.
Serotonin eksikliği şu durumlarla ilişkilendirilebilir:
- Depresyon
- Anksiyete
- Sinirlilik
- Uyku bozuklukları
- İştah değişiklikleri
Kış aylarında görülen mevsimsel duygu durum bozukluğu (SAD), azalan gün ışığı ve serotonin düzeyleri ile ilişkilendirilir.
Gün boyunca güneş ışığı etkisiyle salgılanan serotonin, akşam saatlerinde yerini melatonine bırakır. Bu doğal döngü sağlıklı bir uyku-uyanıklık ritmi için gereklidir.
Sabah saatlerinde doğal gün ışığına maruz kalmamak serotonin üretimini azaltabilir ve melatonin döngüsünü bozabilir.
Parlak ışık tedavisi, mevsimsel duygu durum bozukluğunda etkili bir yöntem olarak bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir.
Melatonin: Uyku ve Bağışıklık Düzenleyicisi
Melatonin, sirkadiyen ritmi düzenleyen temel hormondur. Gece karanlıkta salgılanır ve uykuya geçişi kolaylaştırır.
Aynı zamanda güçlü bir antioksidandır ve:
- Bağışıklık sistemi
- Hücresel onarım
- Kardiyovasküler denge
üzerinde düzenleyici rol oynar.
Akşam saatlerinde mavi dalga boyu içeren soğuk beyaz LED ışıklar ve ekran ışıkları melatonin salgısını baskılayabilir. Maruz kalınan ışığın şiddeti ve süresi arttıkça melatonin baskılanması da artar.
Gece vardiyasında çalışan bireylerde uzun süreli melatonin baskılanmasının bazı kanser türleri ile ilişkili olabileceğine dair çalışmalar bulunmaktadır. Bu nedenle gece ortamlarında ışık kontrolü büyük önem taşır.
Aydınlatma Tasarımında Yeni Yaklaşım: İnsan Odaklı Aydınlatma
Geleneksel aydınlatma sistemleri yalnızca görsel konforu hedeflerken, günümüzde biyolojik etkiler de tasarım kriteri haline gelmiştir.
Sirkadiyen ritme uygun aydınlatma tasarımı:
- Sabah saatlerinde daha yüksek aydınlık ve mavi içerik
- Akşam saatlerinde düşük aydınlık ve sıcak renk sıcaklığı
- Gece minimal ışık maruziyeti
prensiplerine dayanır.
Kapalı mekanlarda hormonal döngüyü ve sirkadiyen ritmi korumak için insan odaklı aydınlatma sistemleri tercih edilmelidir.
Sonuç
Işık yalnızca görmeyi sağlayan bir araç değildir; hormonal sistem, ruh hali ve metabolik denge üzerinde güçlü biyolojik etkilere sahiptir.
Kortizol, serotonin, dopamin ve melatonin arasındaki hassas denge; gün ışığı ve yapay aydınlatma koşullarıyla doğrudan ilişkilidir.
Bu nedenle aydınlatma tasarımında artık yalnızca estetik ve enerji verimliliği değil, biyolojik etkiler de dikkate alınmalıdır. İnsan odaklı aydınlatma, sağlıklı bir sirkadiyen ritmin korunmasında önemli bir araçtır
Akademik Kaynaklar ve Bilimsel Referanslar
-
CIE TN 011:2020 – Human Centric Lighting in the Workplace
İnsan odaklı aydınlatmanın biyolojik ve sirkadiyen etkileri üzerine teknik rehber.
Dokümanı incele -
Brainard GC et al. (2001) – Action Spectrum for Melatonin Regulation
Işığın dalga boyuna bağlı olarak melatonin baskılanmasını inceleyen temel çalışma.
Makaleyi incele -
Thapan K, Arendt J, Skene DJ (2001) – Spectral Sensitivity of the Human Circadian System
Mavi dalga boyunun sirkadiyen sistem üzerindeki etkisini ortaya koyan bilimsel çalışma.
Makaleyi incele -
American Heart Association – Stress and Cardiovascular Risk
Kronik stres, kortizol düzeyleri ve kardiyovasküler risk ilişkisi üzerine rehber.
Rehberi incele -
National Institute of Mental Health (NIMH) – Seasonal Affective Disorder
Mevsimsel duygu durum bozukluğu ve parlak ışık tedavisi üzerine klinik bilgiler.
Bilgileri incele
Doğru planlanan ışık, yalnızca mekânı değil; deneyimi de dönüştürür.
Mimari ve iç mimari projeleriniz için profesyonel aydınlatma tasarımı hakkında daha fazla bilgi almak için bizimle iletişime geçin. .
Projelerinize Işıkla Değer Katalım!
© 2026 WELL Lighting Design
